İKİNCİ BÖLÜM

Dedim ki: “Nefsim, Allah hakkına riayet etme ve Allah’a yapılan taatle kullara karşı riyakir davranınayı terk etme konusunda karar kıldı ve bu konuda azim gösterdi. Bazı hakları zayi etmedikçe veya bazı taatlarda yapmacık hareketlere girmedikçe, bu durum böyle devam edecek gibi. Peki ben nereden geldim?”
Dedi ki: “Senin havfın zayıftır, Allah’tan olan sakınman azdır.”
Dedim ki: “Havfımın güçlenmesi ve sakınmarnın artması nasıl olacak?”
Dedi ki: “Bu sualine, fikri idrnan yaparak ve nefsini korkutınanı tavsiye ederek cevap vereceğim.”
Dedim ki: “Bana emrettiğin gibi nefsimi korkuttum. Neticede azim gösterme, günahlarda ısrar etmeme ve taat üzerine riyakir olmamada karar kıldı. Ancak çok geçmeden, nefsin ayağı kaydı ve döndü. Tevbe ettim ve azim gösterdim. Onun yine ayağı kaydı, ben yine tevbe ettim ve azİm gösterdim. Sonra bazı günah ve yapmacık hareketlere geri döndüm. Bazılarını da tam bir şekilde yaptım.”
Dedi ki: “Sen daha cehalet dönemine yakınsın. Günahlarda ülfet ve alışkanlığın çok fazla olmuş. Doğruluk ve murakabeye itinada yayasın. Heva-i nefsin güçlüdür. Lezzetlerle olan ülfetin ve ili§kinin §iddetinden ötürü, §ehvetin galeyandadır. Onun için çabuk dönüyor ve Allah hakkı için gösterdiğin azminde vefalı davranamıyorsun. N eticede bazı ibadetleri zayi ediyor bazıları da yapmacık bir §ekilde yapıyorsun.
Dedim ki: “Arzularımı nasıl öldürebilirim, heva-i nefsi nasıl zayıflatabilirim, havfı ve sakınınayı nasıl güçlendirebilirim?”
Dedi ki: “Geçmiş günahları sürekli düşün, Allah’ın bunlardan ötürü sana vereceği azapla ve tekrar dirilme, sorgulanma, şiddetli azap ve sevaplardan mahrumiyet fikriyle nefsini korkut. Çünkü sen bunları hak etmişsin. Sık sık tevbe ve azme müracaat et, gelecekten endişe içinde ol, Allah’ın hoşlanmadığı şeylerden men ederek nefsin lezzetlerine engel ol. Küçük bir günah işleyince, çabucak dön, hemen tevbeye koş ve azmini yenile. Nefsini korkutma temrinlerine devam edersen, havfın güçlenir. Nefsin istek ve isyanlarını reddeder, alışkanlıklarını kullandırmazsan, adetlerinden kopar, zevklerini vereceğinden ümidini keser, kullanılmadığı için arzuları ölür. Kullanılan olursa da, arkasından hemen korku ve üzüntüyü devreye sokarsın. İşte o zaman takvaya erer, doğrulukta müstakim olur ve Allah için murakabe ve ihlasta yükselirsin.”

PDF DOSYASINI İNDİR